Kayseri’nin Soğuk Sabahında Başlayan Arayış
Sabahın erken saatlerinde Kayseri’nin o keskin soğuğu yüzüme çarptığında, içimde garip bir huzursuzluk vardı. Elimde eski bir defter, cebimde buruşmuş birkaç not kâğıdı… Hepsinin ortak bir noktası vardı: sınava hazırlanma telaşı ve eksik kalan kaynaklar. Özellikle de son günlerde aklımdan çıkmayan bir şey vardı: Karekök Yayınları kitapları.
Evden çıkarken annemin “üşütme kendini” demesi bile kulağımda yankılanmadı. Çünkü kafamın içinde tek bir cümle dönüyordu: Karekök Yayınları hangi kırtasiyede? Bunu öğrenmeden rahat edemeyeceğimi hissediyordum. Sanki o kitapları bulursam eksik parçalar tamamlanacak, içimdeki dağınıklık biraz olsun düzene girecekti.
Yürürken nefesim buhar olup havaya karışıyordu. Her adımda hem umut hem de hafif bir kırgınlık taşıyordum. Çünkü bu şehirde kırtasiye çoktu ama aradığım şey hep bir adım ötedeymiş gibi geliyordu.
Karekök Yayınları Arayışı ve İçimdeki Eksiklik
Merhaba! Bluetechnology sayfasına hoş geldiniz. Bugün gündemimizde “Karekök Yayınları hangi kırtasiyede” var.
Sınava hazırlanan herkesin bildiği bir şey vardır: bazı yayınlar sadece kitap değildir, bir umut gibidir. Karekök Yayınları da benim için öyleydi. Matematik sorularının arasında kaybolurken bazen kendimi de kaybediyordum ve bu yayınların bana “anlatan” değil “öğreten” bir tarafı olduğunu düşünüyordum.
Ama mesele sadece kitap almak değildi. Mesele, doğru kırtasiyeyi bulmaktı. Çünkü Kayseri’de her kırtasiyede her yayın bulunmazdı. Ve bu yüzden o soru zihnime takılmıştı: Karekök Yayınları hangi kırtasiyede?
İlk durağım Sivas Caddesi’ne yakın küçük bir kırtasiye oldu. Kapıdan içeri girerken çalan küçük zil sesi bana çocukluğumu hatırlattı. Raflara göz gezdirdim. Renkli defterler, kalemler, test kitapları… Ama Karekök yoktu. Sanki eksik bir şey varmış gibi raflara bakarken içimde hafif bir hayal kırıklığı oluştu.
Kırtasiyelerde Dolaşırken Kaybolmak
Bir kırtasiyeden çıkıp diğerine giriyordum. Her girişimde aynı umut, her çıkışta biraz daha sessizlik…
Bir noktadan sonra sadece kitap aramıyordum aslında. Kendimi de arıyordum. Çünkü her “yok” cevabı, içimde küçük bir boşluk açıyordu.
Bir kırtasiyeciye sordum:
“Abi Karekök Yayınları var mı?”
Başını hafifçe salladı.
“Bitti onlar, başka şubede olabilir.”
İşte o an içimde tuhaf bir kırılma hissettim. Sanki sadece kitap değil, zaman da elimden kayıyordu. O gün defterime şunu yazmıştım:
“Bazı şeyleri bulmak için çok yürüyorsun ama aslında en çok kendinden uzaklaşıyorsun.”
İçimde Büyüyen Sessiz Soru
Gün ilerledikçe hava daha da soğudu. Ellerim cebimde, sokaklar kalabalık ama ben yalnızdım. İnsanların arasında yürürken bile içimdeki boşluğu hissediyordum.
Karekök Yayınları benim için sadece bir kaynak değil, bir düzen arayışıydı. Çünkü matematik çözemediğim her an, hayat da çözülmüyormuş gibi geliyordu.
Ve o soru yine içimde yükseliyordu:
Karekök Yayınları hangi kırtasiyede?
Sanki bu sorunun cevabı sadece bir yer adı değil, bir rahatlama duygusuydu.
Küçük Bir Kırtasiyede Büyük Bir Umut
Öğleden sonra küçük bir ara sokakta, daha önce hiç dikkatimi çekmeyen bir kırtasiyeye girdim. Kapısı eskiydi ama içerisi sıcacıktı. Raflar daha düzensizdi, ama bir şekilde daha “gerçek” hissettiriyordu.
Kırtasiyeci orta yaşlı bir adamdı. Gözlüğünü burnunun ucuna indirmiş, bir şeyler yazıyordu. Sessizce yaklaştım.
“Kolay gelsin,” dedim.
Başını kaldırdı, hafifçe gülümsedi.
“Sağ ol evlat.”
O an içimdeki soruyu tekrar sordum, bu kez biraz daha umutla:
“Karekök Yayınları kitapları var mı?”
Adam bir an durdu. Sonra arkasındaki raflara baktı.
“Yeni gelen kutunun içinde vardı sanırım.”
İçimde bir şey kıpırdadı. O an sanki sadece kitap değil, uzun süredir aradığım bir cevap bulunmuş gibiydi.
O Anın Sessizliği
Kutuyu açarken çıkan kâğıt kokusu bile bana farklı geldi. Sanki bütün günün yorgunluğu bir anda hafifledi. Karekök kitaplarını elime aldığımda, içimde garip bir rahatlama hissettim.
Ama asıl önemli olan kitaplar değil, o ana kadar hissettiğim yolculuktu.
Karekök Yayınları Hangi Kırtasiyede? Sorunun Cevabından Fazlası
O gün öğrendiğim şey sadece bir kırtasiyenin adı değildi. Aslında cevap, tek bir yerde değildi.
Karekök Yayınları hangi kırtasiyede diye sorduğumda, aslında şunu arıyordum: “Ben doğru yolda mıyım?”
Ve cevabı küçük bir dükkânda bulmam, bana hayatın bazen büyük yerlerde değil, en beklemediğin küçük anlarda saklı olduğunu gösterdi.
Kitapları çantama koyarken içimde bir huzur vardı. Ama bu huzur sadece satın almaktan gelmiyordu. O gün yürüdüğüm sokaklardan, hissettiğim hayal kırıklığından ve sonunda gelen küçük umut kırıntısından geliyordu.
Yolda Düşünmek
Eve dönerken adımlarım daha hafifti. Sanki şehir aynı şehir değildi. Kayseri’nin soğuğu hâlâ vardı ama içimdeki ağırlık azalmıştı.
Kendi kendime şunu düşündüm:
Bazen bir şeyi bulmak için çıktığın yol, aslında seni kendine yaklaştırır.
O gün defterime yazdığım cümle daha anlamlı hale gelmişti. Çünkü artık kaybolmuş hissetmiyordum. Sadece arıyordum.
Sonra Gelen Sessiz Farkındalık
Akşam olduğunda masama oturdum. Karekök kitaplarını açmadım hemen. Sadece baktım. Çünkü o an, kitaplardan önce yaşadığım günün ağırlığını hissetmek istiyordum.
Kendime itiraf ettim: Ben sadece bir yayın aramıyordum. Bir düzen, bir yön, bir “başlayabilme gücü” arıyordum.
Ve belki de bu yüzden “Karekök Yayınları hangi kırtasiyede?” sorusu bu kadar büyümüştü içimde. Çünkü cevap, raflarda değil, benim içimdeydi.
Defterin Son Sayfası
Gece olduğunda defterimi açtım. Son sayfaya şunu yazdım:
Bugün bir kırtasiyeden diğerine yürüdüm. Yoruldum, bekledim, umudumu kaybettim sandım. Ama sonunda buldum. Sadece kitapları değil, sabretmeyi de buldum.
Ve en önemlisi, aramanın kendisinin bile bir yolculuk olduğunu öğrendim.
Bluetechnology okurlarıyla “Karekök Yayınları hangi kırtasiyede” konusunu paylaşmak gerçekten güzeldi. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere!
Sizin İçin Seçtik: Karbonat ve sirke karışımı bitkilere iyi gelir mi ?