İçeriğe geç

Gece korkuları nasıl yenilir ?

Kayseri’de Bir Gece: Karanlıkla Aramda Kalan İnce Çizgi

Kayseri’de geceler bazen fazla sessiz oluyor. Sessizlik dediğim şey huzur vermiyor bana; aksine sanki duvarların bile nefesini tuttuğu, evin içindeki en küçük sesin büyüyüp devleştiği bir boşluk gibi. 25 yaşındayım ve hâlâ bazı geceler ışığı kapattığım an içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk yükseliyor. Bunu kimseye tam anlatamadım. Günlüklerime yazıyorum sadece. Orada daha dürüstüm.

Bu gece de onlardan biri. Saat çoktan geç olmuş. Perdelerin arasından sızan sokak lambasının ışığı odayı yarım yamalak aydınlatıyor. Yatağa uzandım ama uyku gelmiyor. Çünkü zihnim yine aynı soruyu fısıldıyor: “Ya şimdi bir şey olursa?”

Ve işte burada, farkında olmadan her şey başlıyor: Gece korkuları nasıl yenilir? sorusu, sadece bir merak değil, bir hayatta kalma meselesine dönüşüyor.

Çocukluğumdan Kalan Gölge

Karanlıktan korktuğumu ilk ne zaman fark ettim, hatırlamıyorum. Ama bazı anlar var ki insanın içine kazınıyor.

İlkokul yılları… Kayseri’nin kış geceleri sert olurdu. Sobanın çıtırtısı bile bazen yetmezdi içimdeki ürpertiyi susturmaya. O zamanlar odamın kapısı aralık kalırdı. Annem “korkma” derdi ama ışığı kapattıktan sonra koridor bana bir tünel gibi görünürdü.

Bir gece, rüzgâr camı sertçe sallamıştı. Ben de bunu başka bir şeye yormuştum: sanki biri dışarıda yürüyordu. O an kalbimin nasıl çarptığını hâlâ hatırlıyorum. Bugün bile o his geri geliyor bazen. İşte bu yüzden gece korkuları nasıl yenilir diye sormak, benim için sadece yetişkin bir merak değil, çocukluğumla yaptığım bir hesaplaşma.

Bugünün Gecesi: Sessizliğin İçinde Kaybolmak

Şimdi odadayım. Telefonum yanımda ama ekranına bakmak bile çözüm olmuyor. Çünkü ekranı kapattığım anda o eski his geri geliyor: yalnızlık.

Dışarıdan bir araba sesi geçiyor, sonra yine sessizlik. Sessizlik büyüdükçe içimdeki düşünceler de büyüyor. “Ya biri içerideyse?” diye saçma bir düşünce bile geçiyor aklımdan. Bunu yazarken bile gülüyorum kendime ama geceleri mantık bazen geri planda kalıyor.

Yatağın ucuna oturuyorum. Ayaklarım soğuk zemine değiyor. Bu küçük temas bana “gerçeksin, buradasın” hissi veriyor. Nefes alıyorum, ama sanki nefesim bile temkinli.

Karanlıkla Tartışmak

Karanlığı düşman gibi görmemeye çalışıyorum artık. Ama bu kolay değil. Çünkü gece, zihnimin en gürültülü olduğu zaman.

Bazen gözlerimi kapattığımda odada bir şeylerin hareket ettiğini hissediyorum. Mantığım “saçmalama” diyor ama bedenim aynı fikirde değil. Kalp atışım hızlanıyor.

Bu noktada kendime şunu söylemeyi deniyorum: “Bu sadece bir his.”

Basit bir cümle ama gecenin ortasında bazen tek tutunacak şey bu oluyor.

Gece Korkuları Nasıl Yenilir? Kendi Deneyimim

Bunu bir reçete gibi anlatamam. Çünkü her gece aynı değil. Ama kendi içimde bulduğum bazı küçük yollar var. Bunlar büyük çözümler değil, ama gecenin içinden geçmeme yardım ediyor.

İlk olarak ışık meselesi… Tamamen karanlık benim için hâlâ zor. Bu yüzden küçük bir gece lambası açık bırakıyorum. Bu bir kaçış değil, bir denge.

İkinci olarak nefes. Kulağa basit geliyor ama gecenin ortasında nefese odaklanmak, zihni dağıtan düşünceleri biraz geri itiyor. Nefes alırken “şu an buradayım” demek gibi.

Üçüncüsü yazmak. Günlük tutuyorum çünkü bazı düşünceler sadece kağıda dökülünce küçülüyor. Yazmadığımda büyüyorlar.

Ama en önemlisi, kendimle savaşmayı bırakmaya çalışmam. Korkuyu yok etmek değil mesele. Onunla aynı odada durabilmek.

Bir Gece Daha: Kırılma Noktası

Geçen hafta yaşadığım bir gece var. Unutmuyorum çünkü o gece bir şey değişti.

Elektrikler gitti. Tam uykuya dalmak üzereydim. Bir anda oda tamamen karardı. O an içimde bir panik yükseldi. Kalbim sanki boğazıma çıktı.

Telefonumu bulmaya çalıştım ama ellerim titriyordu. O an düşündüm: “İşte yine başlıyor.”

Ama sonra bir şey yaptım. Olduğum yerde kalıp sadece nefes aldım. Hareket etmedim. Kaçmadım.

Bir süre sonra karanlık artık düşman gibi gelmemeye başladı. Sadece karanlıktı. İçinde korku vardı ama sadece korku.

O gece ilk kez şunu fark ettim: Korku geçebilir. Ama ondan kaçmak onu büyütüyor.

İç Sesle Barışmak

En zor kısım iç sesimle olan ilişkim. Çünkü o ses bazen acımasız. “Yalnızsın” diyor. “Bir şey olacak” diyor.

Ama artık ona hemen inanmıyorum. Sorguluyorum. “Gerçekten mi?” diye soruyorum.

Bu küçük sorgulama bile geceyi değiştiriyor.

Gece Korkuları Nasıl Yenilir? Öğrendiklerim

Zamanla şunu öğrendim: Gece korkuları bir anda yok olmuyor. Onlarla yaşarken şekil değiştiriyorlar.

Bir zamanlar beni tamamen ele geçiren karanlık, artık sadece bir duygu. Hâlâ geliyor ama beni eskisi kadar sürükleyemiyor.

En büyük değişim belki de şu oldu: korkuyu bastırmak yerine onu tanımaya başladım. Nereden geldiğini, ne zaman arttığını, hangi anlarda tetiklendiğini fark ettim.

Kayseri’nin o sert kış gecelerinde büyüyen o çocuk hâlâ içimde. Ama artık yalnız değil.

Yavaş Yavaş Gelen Huzur

Bazen sabaha karşı bir saat oluyor. O an korku azalıyor. Çünkü sabahın geleceğini biliyorum.

İşte o anlarda pencereye bakıyorum. Gökyüzü hafif açılıyor. Sokak lambalarının ışığı bile farklı görünüyor.

O küçük değişim bana şunu hatırlatıyor: hiçbir gece sonsuza kadar sürmüyor.

Ve belki de en önemli cevap burada saklı: gece korkuları nasıl yenilir sorusunun tek bir cevabı yok. Ama her geçen gece biraz daha dayanıklı olmayı öğrenmek mümkün.

Son Değil, Devam Eden Bir Hikâye

Ben hâlâ bazen korkuyorum. Bunu gizlemiyorum. Ama artık bu korku beni tanımlamıyor.

Geceleri hâlâ yazıyorum. Bazen sadece birkaç cümle. Bazen uzun uzun. Ama her yazdığımda biraz daha hafifliyorum.

Karanlık artık sadece bir fon gibi. İçinde ben varım, düşüncelerim var, geçmişim var. Ama en önemlisi, orada kalmayı öğreniyorum.

Ve bu öğrenme hâlâ devam ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.ingilizceforum.com.tr https://islamihaberler.com.tr https://hostingsektoru.com.tr Sitemap
elexbet güncel girişbetexper bahis